14 Haziran 2016 Salı

arafta kalmak *

Evlilik Ortadoğu gibidir, henüz çözüm bulunamamıştır *
Başlığa aldanmayın. Aslında bu, işin yarı şakayarı ciddi tarafı. Kimse evlilik kurumunun önemini ve değerini yadsıyamaz ama sorunlu evliliklerin insanları ne kadar yıprattıkları da ortada. Boşanmalardaki artış bir yana belki de asıl sorun mutsuz devam eden evliliklerin oranı. Mutsuz bir evlilik mi yoksa ayrılık mı sorusunun cevabı da herkes için çok net değil. Belki de en kötüsü arafta kalmak. İlişki terapistleri işte bu noktada devreye giriyor. Bu sahadaki başarılı terapistlerden olan Seçil Çelik Özbeklik ’98 ile terapi koltuğuna oturduk, ilişkileri ve
evlilikleri irdeledik.

Bu sohbet dört kişi arasında gerçekleşti, ... .. . Bir köşede başarılı bir evli, bir köşede terapilik olmuş ilişkilere inanmayan bir kadıni bir köşede evliliği sorgulayan biri. Dördüncü köşe aslında bir köşe değildi, işin uzmanı tüm bu köşelerin tamda ortasında duran terapistti... ... ..
Seçil: ... .. Evlilik kadar bilinçaltı süreçlerle işleyen çok az konu var. Dolayısıyla karşı tarafa ulaşan mesajın tam olarak gidebilmesi için karşı tarafın bu mesajı duymaya hazır olması, size dair duygularının oturmuş olması, sizin öfkenizle baş edebilir olması gerekiyor.
Bütün bunlar olurken o kadar çok duygu dönüyor ki alttan alta, siz istediğiniz kadar anlatın. ... ..
Pınar: Kavga etmek sağlıksız bir şey değil aslında evlilik içerisinde.
Seçil: Tam aksine evlilik içinde kavga etmek çok sağlıklı. Tabii dozu ayarlandığı sürece… Çiftler “Konuşamıyoruz, her şey kavgaya dönüşüyor,”dediklerinde bile benim için evliliğin tutulabilir yanı var ama hiç kavga etmiyoruz, biz iyi arkadaşız, kardeş olduk noktasına gelindiği zaman fena.
Pınar: Sevgiyi, aşkı, o duygusal bağı nereye koyuyorsunuz evlilikte?
Seçil: Duygular çok değişkendir. ... ...   Her krizle birlikte ilişki farklı bir yere sıçrar ve o sıçramayla beraber düzeltilebilir, değiştirilebilir, dönüşüm geçirebilir. O noktadan itibaren de yeni bir insanla evliymişsiniz gibi yaşama şansınız var. O noktada değişimi kabul etmek gerek. ... ...     Aynı anda birkaç tane duyguyu hissedebilirsiniz; hem kızıyorsunuzdur, hem çok içerliyorsunuzdur, hem çok seviyorsunuzdur. Duygu bozuksa düzeltilir, sonrasında başka bir şey yapılanabilir. Bu noktada önemli olan birlikte devam etme arzusu.
Seçil: Aldatma yoktur. Yani tek taraflı aldatma yoktur. Çoğunlukla aldatma buraya getiren nedendir. İki insanın arasındaki ilişki yeterince iyiyse,yeterince içten, samimi ve keyifliyse, her iki taraf da o ilişkiden tatmin oluyorsa, kimse gözünü yaşananlara kapatmıyorsa, ilişki arada bir sarsıntıya uğrasa da kendi içinde devam eder. Aldatma konusuyla buraya gelen çiftlere baktığımda o kadar uzun süre ayrı hayatlar yaşamış oluyorlar ki ikisi arasındaki boşluğa ne koysan düşer. O noktada iki insan da ilişkinin iyi olduğu konusunda birbirlerini ikna etmeye çalışıyorlar, gözlerini kapatıyorlar ve bu çok uzun bir süre devam ediyor. Bu noktada eğer illa ki aldatma diyeceksek, kadınlar çocuklarıyla aldatırlar örneğin. Aldatmayı iki kişilik ilişkiye bir başkasının dâhil olması gibi düşünmek lazım. Kadınlar araya çocuklarını,ailelerini, evleriyle ilgili işleri alırlar; ötekiyle yani eşleriyle ilişki kurmazlar. Erkek hiç gereği yokken gecenin geç saatlerine kadar işte olabilir, bu da bir aldatma. Böyle baktığında başka bir insanla ilişkiye gidene kadar sizin ilişkiniz neredeydi, ne oldu o ilişkiye? Ne yaptınız da araya başka bir şey girdi? Aldatma bir sonuç aslında. Aldatma tedavi edilecek midir? Hayır, aldatmayla ilgili yapılabilecek bir şey yok. İnsanların akıllarında aldatıldıkları, kötü deneyimler yaşadıkları mutlaka kalıyor; ama sizi oraya getiren şey neydi, ilişkinizin eksikliği, bozukluğu neydi ki oraya başka unsurlar dâhil oldu diye bakmak gerekir.
Pınar: Terapiste gelen çiftlerde genelde kadınlar mı daha çok yoksa erkeklermi daha çok yapıcı?
Seçil: Kadınlar terapiste yardım için başvurana kadar o kadar çok şey denemiş, o kadar çok sineye çekmiş, süreci değiştirmeye çalışmış oluyorlar ki aslında terapiye geldikleri noktadan itibaren de anlaşmaya daha az ikna oluyorlar. “Ben elimden geleni yaptım, artık onun değişmesi gerekiyor,” gibi. Oysa iki tarafın da değişmemesi halinde zaten evliliğin de toparlanmasının imkânı yok. Erkekler ise daha kolay ikna oluyorlar.
Pınar: “Bir ilişki terapiye kaldıysa o ilişki gerçekten bitmiştir” diyorum.Siz ne diyorsunuz cevap olarak?
Seçil: Gönül ister ki insanlar gelmeden önce sorunlarını çözebilsinler. “Biz bunca zaman uğraştık, terapiste gideceğiz de ne olacak, bize sihirli değnek mi değdirecek terapist?” diyen insanlar var. Oysa “ilişki gerçekten daha iyi olabilir mi?” diyerek terapiste giden kişinin iyi niyetini göz ardı etmemek gerekiyor.
Pınar: Sizce aile ya da ilişki terapisine başvurmak için uygun zaman nedir? Hangi belirtiler bir çifti size getirmeli?
Seçil: Çiftler keyifli hiçbir anı paylaşamıyorlarsa, yan yana huzurlu değillerse, duygu anlamında karşı taraftan hiçbir akış yoksa, aynı problemler tekrar tekrar şiddeti artarak devam ediyorsa ya da “Bir boşluk var ama ben bu boşluğun ne olduğunu bilmiyorum, tanımlayamıyorum,” deniyorsa işte o zaman destek alınmalı. Kişiler “Yanımdaki insan doğru kişi midir, onunla birlikte olmalıyım yoksa diğerleri daha cazip olabilir mi?” demeye başladılarsa, artık eve ayakları geri geri gidiyorsa sürecin çok da uzamamasında fayda var. Belki şunu da eklemek gerekiyor: İnsanların en sıkı sıkıya tutundukları “Ben evlilik terapistine gideceğim ama eşim istemiyor, eşimi ikna etsem gideceğim” fikri.  Bu tutum biraz da korkularla alakalı. Ya biterse ya daha kötüye giderse kaygısıyla insanlar terapiye gitmiyorlar. Böyle durumlarda kişiler tek başına terapiye başlayıp kendi değişimleriyle birlikte evlilikteki değişimi gözleyebilirler ve gerekiyorsa daha sonra çift olarak terapiye başlayabilirler. Çünkü hangi terapi tipi olursa olsun temel hedef insanın gündelik hayatında kendini iyi, mutlu, keyifli, üretken, hissedebiliyor olması. 
... ..
Cüneyt: Ben kendimi dokuz yıllık profesyonel tam zamanlı, eş ve baba olarak değerlendiriyorum ve dikkate aldığım referansları paylaşmak istiyorum. Öncelikle evlilik ödün verme sanatı. Akıllı bir koca / eş asla karısı ile tartışmaz, hatta herhangi bir kadınla tartışmaz, hiçbir erkek yoktur ki bu zıtlaşmalardan galip çıkabilsin. ... ...  evlilik çoğunlukla fedakârlıktır.


*Yazının tamamı için Röportaj:Cüneyt Bayraktar '97, Pınar Türen '93, Aylin Buran '05 Bu röportaj Bümed Dergi, Ekim 2011'de 66-70. sayfalarda yayınlanmıştır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder