27 Ekim 2014 Pazartesi

Sağlam inaçların olsun *

-...Anlam dosyalarını doğru oku. Hayatta yardımlaşmanın ve dengeyi sağlamanın esas, mücadelenin ise istisna olduğunu görürsün. Bir eser kendisi hakkında bir mesaj verirse eser sahibi hakkında bin mesaj verir, tabii o gözle bakarsan görebilirsin. Sadece bedenini incelemen bile yeter. Hücrelerin, damar ve sinirlerin birbiri ile yerışmıyor, birbirini dengeliyor
ve tamamlıyor. Kalp mideye, mide beyne, beyin bütün organlara yardım ediyor.
Evrende amaç türlerin dengesi, artı ve eksilerin uyumudur. Kuşlar

21 Ekim 2014 Salı

Fırtınada gelişen beceriler *

-Sabır, şefkat, çaışkanlık, saygı, sorumluluk fırtınalı yaşamın ürünüdür.
-Sabır, içinde sevgi olan disipline uymaktır. Doğru sabır; hareket halinde sabırdır, doğanın hız ve ritmine uygun davranmaktır. Yoksa, sabır otorup beklemek değildir.
-Şefkat ve acıma duygusu, şiddetin panzehiridir. Başkasına zarar vermeme, kötülük yapmama kaygısıdır. İki tarafı da mutlu eder. Karşılıksız sevgi, şefkattir. Annelerin duygusudur.
-Utanma, yüzünün kızarabilmesi, saygılı olma, pişmanlık hissetme, bağışlama; insanı kısılayan, ancak orta ve uzun vadede fayda sağlayacak duygulardır.
-Yalan söylediğinde yüzü kızaran insanlar şimdi olduğu gibi,
Namık Kemal zamanında da az sayıda imiş ki şaire şu mısraları söyletmiş:

Bir soğan soyarken yaşarır gözler,
Hazine soyulurken aldırmıyor öküzler,
Hayâdan eser yoktur, beyhude sözler,
Nafile inat etme, salla başını,
Uslu otur, hoş geldin, zıkkımlan maaşını.

Mutluluk kapı gibidir *


Mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip olanlar değil, sahip olduklarını en iyi şekilde değerlendirenlerdir. Mutluluk kapı gibidir. Biri kapanır, diğeri açılır. Bu fırsatları değerlendirenler mutlu olanlardır.
Kötü yetiştirilmiş miras yedilerin neden fakirleştiğini düşündünüz mü? Çünkü bu insanlar yetersizlik ve doyumsuzluk paniği içinde bütünü görmekten yoksundurlar. Kendilerine birilerini kurban seçerler ve onlara zarar verip vermemeyi

1 Ekim 2014 Çarşamba

Buradan da bakınca güzelsin İstanbul...


İstanbul ...


Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-onbirinci bölüm

Kadının sopası  
-Terapist davet etti. Teke tek görüşme olacaktı .... Kadın gitmedi .... ne olacak şimdi .... Terapist sormaya devam etmekte .... anlatmakta .... Alınganlık gösteremeyiz. Terapistimize “çaba göstereceğim” sözünü vermiştim .... Başa dönmüştük.  “İstismar kapısı” aralanmış gibi oldu. Gayret karşılıklı olmalı ....  Yoruldum. “Metal yorgunluğu”na uçaklar bile dayanamıyor ..... başa dönmeye “evet”, ama her defasında tekrar başa dönmenin dışında çözüm

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-onuncu bölüm

Çantada keklik
Bir önceki görüşmede; Terapistimiz teke tek görüşme yapmayı tercih etmişti. Bir sonraki görüşmemiz de teke tek olacak. Dokuzuncu görüşmede; Genel giriş konuşmalarından sonra pek de hazırlıklı olmadığım bir soru geldi. “Ne oldu da, bardağı taşıran son damlaya geldiniz?”   “Ani bir değişiklik olmadığına göre; onca senedir aynı anlayışla yaşarken, neden yeni taleplerle ortaya çıktınız?” anlamı da çıkarılabilir... Sanki bunları konuşmuştuk.
Tekrarda yarar olabilir..... Evet büyük bir değişiklik olmamıştı. Ama bardak taştı .....

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-dokuzuncu bölüm

Sıradan ortaklık mı?
Terapistimiz aynı soruyu sormuştu. Nasılsınız? Olumsuz cevap almıştı.
Bu sefer olumlu cevap verebilirim. Yarım ağızla “iyiyiz”. Belki de yorulduk. Ceviz kabuğunu doldurayan “küçük şeyler” için duyarlı olmak yerine, boğuşmayı seçmenin yorgunluğu diyebiliriz. Terapiste neden gelmiştik? Daha doğrusu neden gelmek istemiştim? Talep benden gelmişti. Konuyu eşime açtığımda “ben de geleceğim” tepkisini

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-sekizinci bölüm

Değişiklik yok.

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-yedinci bölüm

Sihirli değnek
-Terapistimizin son görüşmelerin baş kısmına koyduğu soru; “nasılsınız?” .... “İyiyiz, siz nasılsınız ?” anlamındaki cevaplarımızın yeterli olmadığını hissettiriyor.... “Yani ilişkiniz nasıl?” demek istediğini anlatmaya çalışıyor. Bunun üzerine gelen  “değişiklik yok” cevabı sanki hayal kırıklığına neden oluyor.
-Nasıl bir cevap olmalıydı. Olumlu cevap veremediğimiz için seanslara devam etmiyor muyuz?
-Bugün de aynı sorunuza vereceğimiz cevap; “yetmez ama, evet, biraz” bile

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-altıncı bölüm

İmtihan dünyası
-Altıncı görüşmede doğrudan ifade edilmese de ikinci sıfattan da arındığımı söyleyebilirim. İnsanlara incitici sıfat takılmasını doğru bulduğumu söyleyemem. Olumsuz  algı yaratacak sıfatları kullandıktan sonra yarım ağızla “ben o anlamda söylememiştim…..” ifadelerini de onaylayamam. Bu konuyu gündem dışında bırakmaya çalışacağım.
-Terapistimizin ev ödevi vermesinin; bizi düşünmeye yönlendirmek, muhasebe yapmak,

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-beşinci bölüm

Pazarlık
Kendiliğinden doğaçlama olarak ortaya çıkması gereken ayrıntıların pazarlığını yapıyor olmak garip bir durumdu. Sonuçta “iki” rakamında mutabakat sağlandı gibi oldu. Tek başına “iki” anlamlı oldu mu? Nitelik ve estetik anlayış yanı eksik kalmadı mı? Bir sonraki görüşmede ele alınacağı vurgusu; “çözümü ertelemek” anlamına da gelmez mi? Şimdiye kadar bekledik, sonraki görüşme tarihini de bekleyebiliriz. Renksiz, soluk bir sonuç ....

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-dördüncü bölüm

Üçüncü görüşme tek taraflı olmuştu. Adam konuşulanları anlamak için gayret göstermedi. Dördüncü görüşmede; Uzman muhataplarını konuşturmaya devam ediyordu. Adam soruları yanıtlamaya devam etti; Dördüncü görüşmenin başında terapistimizin yaptığı değerlendirmelere (bizleri nasıl duydu konusuna) çoğunlukla katılıyorum. Ancak vurgu yapmak istediğim ayrıntılar var. Uzman desteği alma ihtiyacını ortaya çıkaran nedenlerde değişiklik
oldu mu? İlk seanstan buyana durum değişikliği oldu mu? Takılan sıfatlardan birisi olan

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-ikinci bölüm

Programı yöneten ne kadar da sabırlıydı. Notlar alıyor ... Karşı tarafı konuşmaya yönlendiriyordu. Adam devam etti. “İlk görüşmenin belki de iki saat olmasına ihtiyacımız vardı. İlerleme sağladık mı? Şüphelerim var …. Hala daha yardıma olan ihtiyacım devam ediyor.” ... Önceliklerim arasında görmediğim ve başka yerde bulabileceğim
(çocuk yetiştirilmesi, iyi annelik, iyi yemek vb.) şeyler yerine; bizi buraya getiren sorunumuzu konuşmalıyız. Sorunu dışarıda çözmek yerine kendi eşimle çözmek

Fazla naz aşık usandırır-radyo programı-birinci bölüm

Program sunucusu katılımcıyı sabırla dinliyordu; Karşı taraf, “Problem var. Uzman desteği gerektiğini düşünüyorum” diyordu ... Bir, iki, beş yılın sorunu değil yaşadıklarımız. Uzun süredir hissettiklerimi anlatmaya çalıştım. Anlatamadığımı düşünüyorum. Uzman yardımıyla çözüm bulabilmeyi ümit ediyorum. 20’li yaşlarda … … acemi olduğumu biliyordu; bu mazeret değil, belki. Ancak henüz hazır değildim. Emir vaki karşısında kaldığımızı
açık olarak ifade ettim. “Oldu bittiye geldik” demiştim. Umursamadı