12 Ocak 2015 Pazartesi

Sivilleşme *

Vesayet - Demokrasi - Hukuk devleti
-... .. Demokratikleşmenin yanlız askerlerin siyaset dışında tutulması ile gelişmediğini görüyoruz. Her alanda gerçek bir demokrasiye yönelmek mecburiyetinde olduğumuzu belirtmek isterim. Bugüne kadar yaşadığımız vesayet kavramının içini iki şekilde doldurmak mümkündür. Çünkü vesayet bazen milliyetçi, bazen dini bir kılıf içinde de ortaya çıkabiliyor.
-Bu anlayışı sadece Silahlı Kuvvetler ile bağdaştırmak kanaatimce uygun değildir. Çünkü vesayet
bir zihniyettir. ... ..
-Türkiye’nin siyasi sisteminin genel karakteri itibariyle çeşitlilik ve çoğulculuk, özgürlük ve adalet, açık toplum, sorumlu ve sınırlı yönetim, hoşgörü ve saygı, farklılıkları tanıma gibi insani değerlere yönelmiş, insan haklarına dayanan bir hukuk devleti idealinden epeyce uzak olduğu tartışma götürmez. ... ..
-Bugün de, son yıllarda Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde bu yönde attığımız önemli adımlara rağmen, demokratikleşme halen Türkiye’nin gerçekleştirilmeyi bekleyen ana hedefi durumundadır.
-Herhangi bir sosyo-politik sistemde “sivilleşme”nin iki anlamı olabilir. Dar anlamda sivilleşme, siyasal sistem üzerindeki askeri etkinin sona edirilmesi ve siyasal sürece seçilmiş sivillerin hakim olmasını ifade eder. ... ..
-Daha geniş anlamı ise “sivil toplum”un güçlen(diril)mesiyle ilgilidir. İlk bakışta fark edilmese bile, güçlü bir sivil toplumun varlığı özgürlüğün en büyük güvencelerinden biri olduğu kadar, demokrasinin pekişmesi ve istikrarı açısından da son derece hayatidir. Sosyo-kültürel ve ekonomik yönden kendi ayakları üzerinde duramayan ve idamesi bakımından devlete bağlı olan bir toplum demokrasi için sağlam bir zemin teşkil etmez. ... ..
Demokrasi esas olarak “temsili demokrasi”dir. Ancak bu model halkın siyasal sürece doğrudan müdahil olmasını mümkün kılacak mekanizmaları kategorik olarak reddetmez. ... ..
-Günümüz temsili demokrasileri aynı zamanda “liberal” demokrasilerdir. ... .. Bu, seçilmiş organların yetkilerinin bireylerin temel hakları ve hukuk devleti güvenceleriyle sınırlandırıldığı bir demokrasidir. Başka bir ifadeyle, söz konusu olan çoğunlukçu değil, çoğulcu-anayasal demokrasidir. ... ..
-Askeri vesayetin kalmasından sonra bu boşluğun nasıl doldurulacağı husus bir sorun oldu. Maalesef bu boşluk demokratik ve yasal değişiklikler ile doldurulamadı. Sonunda güç kavgası ciddi bir huzursuzluk yarattı. Toplum bu duygu karmaşası içinde kendi temsilcilerini seçecek bir sürece girmiştir.
-Gerçek anlamda demokrasi, sadece parlamenter çoğunluk olarak kavrandığı sürece, gerçek demokrasi mümkün görünmüyor. Çoğunlukçu sivilleşme, farklılıkların gözetilmesi, katılımcılık gibi, yaşam ve özgürlük alanını genişleten bir çoğulculuğa dönüşmezse, Türkiye her zaman vesayetçi rejimlerle idare edilecektir.
Değerlendirme
İnsan bu değerlendirmelerin 10-15 yıl önce yapılmamış olması için üzülüyor. ... ..-

*Zorlu Yılların Sessiz Tanığı ı - Aytaç Yalman

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder