4 Haziran 2017 Pazar

Atmosfer ısınmazsa karlar erimez *

-Kâinatta hiçbir şey bağımsız ve birbiriyle bağlantısız değildir. Mevcut olan her şey, bir düzen içinde işleyişini sürdürür. Bu işleyiş genelde etki-tepki mekanizmasına göre gerçekleşir ve her olay birbirine bağlı halkalar halinde , sebepler ve sonuçlar zincirini oluşturur. ... ..
-Atmosferin güneşin etkisiyle ısınıp soğuması gibi insanların da bir atmosferi, mevsimi vardır; onlar da ısınır, soğur. Atmosferde bunu sağlayan güneş iken, insanlar arası ilişkilerde güneşin etkisini sağlayan şey, kalplerde doğan ve batan sevgidir. Öyle insanlar vardır ki yanlarında buz kesilirisiniz. Öyleleri de vardır ki onların yanında herkes hayat bulur. İşte bunu sağlayan şey, bizden karşımızdakine yansıyan mesaj ve ifadenin sevgi dolu ya da sevgisiz oluşudur. Ne ile dolu isek bizden yansıyan da odur. Karşımızdaki göz bunu görür, akıl okur, kalp hisseder. ... ..
-Pek çok olumsuz duygu,bu sevgi ateşi karşısında karın güneşte erimesi gibi erir gider. Bir de bakmışsınız ki atmosfer ısınmış ve karlar eriyivermiş.
-Eğer gönülde kış uzun sürmüş, karlar uzun süre kalmış, üzerine ilave karlar yağmış ve hava giderek soğumuşsa; karlar koşar adım buzlanır. Erimesi de buzlanma nisbetinde zor olur ve zaman alır. Kış mevsiminden sonra nasıl ki havaya, suya toprağa cemreler düşüp kainatı kademe kademe ısıtıyorsa; gönüllerde tabakalanan buzları eritmek için de sevgi, ilgi, samimiyet cemrelerine ihtiyaç vardır. Ardından
da güçlü  ve yakıcıışıklar gelmeli, hem de kesintisiz olarak.
-Günlük işleyiş içinde bazen değerler kayıyor ve eşyaya verdiğimiz önemi insana vermiyoruz. ... ..
-Üzülen, kırılan insanın morali bozulur, neşesi kaybolur. Aynen havanın birden bozması giibi havası soğur. Gönül ovası soğuyan insan üşür ve bu soğukluk muhatabına yansır. Eğer samimi bir düzeltme girişiminde bulunulursa, hatalar telafi edilirse; atmosfer de hemen düzelir. ... ..
-İnsanı ayakta tutan moraldir. Morali bozu, canı sıkkın bir insan, pek çok hastalığı misafir etmeye aday ev sahibi bir beden durumundadır. Üzüntü insanı neşesiz ve verimsiz yapar.  ... .. Bu durum, insanın adımlarını yavaşlatır, canını acıtır ve kişiyi zamanla yorar. ... ..
-İnsan ilişkileri bir sanattır. Bu sanatı bilenler gönül ovasına kar yağdırmamaya çalışır. Kazara karayel ya da poyraz esse, hemen ne yapacağını şaşırır, gayret eder, koşturur, yalvarır yakarır veya yardım ister. ... ..
-Mesela; her şeyi dört dörtlük denecek derecede güzel ve başarılı bir hanımefendi, eşini tanıyıp ona sevgi dolu bir atmosfer sağlayamıyorsa, onu önemsemiyorsa,  kendini yenileyemiyor, bilgilenmiyor ve gerektiğinde kendine düşeni yapmıyorsa , diğer başarılarının fazlaca bir önemi yoktur. Bir beyefendi de işinde başarılı, saygın, herkesin iyi tanıdığı bir şahıs iken, evdeki herkese cehennem hayatı yaşatıyorsa o da başarı sayılmaz. Gerçek başarı, iki tarafın da birbirlerine azami değer vermeleri ve her şeyden önce birbirlerinin gönlünü fethetmeyi başarmalarıdır. İddia ediyorum ki; her iki tarafta isterse normal şartlardabir haftaya kalmaz hanımefendi beyefendisini, beyefendi hanımefendisini bir haftaya kalmaz kendisine aşık edebilir. ... ..
-Sevgi sözleri söyleyerek, içten davranarak ve yanlışı terk ederek atmosferi ısıtalım ki; gönüller kardan çok sevgi sağnaklarıyla neşvü nema bulsun, topraklarımız yeşersin. ... ..


*Hayat Filminden Kurtarıcı Kareler ıı  – Saliha Erdim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder