29 Mayıs 2019 Çarşamba

şehid-i milli & 10 nisan 1919


Arif Bey her zamanki gibi Bekirağa Bölüğünde tutuklu bulunan oğlunu ziyarete gidiyordu.
Beyazıd Meydanında bir kalabalık gördü.
Vakit öğleden sonraydı.
Bu kadar insan, günün bu saatinde neden toplanmış olabilir diye düşündü içinden.
İstanbul, yaklaşık 500 yıllık payitahtımız işgal altındaydı.
Kendi kendine “İtilaf kefereleri yine bir oyun peşinde olmalı” diye fısıldadı.
Kalabalığa yaklaştıkça gözleri büyüdü, gözleri büyüdükçe adımları hızlandı, adımları hızlandıkça kalbi göğsünden çıkacak gibi oldu.
İçinde yangınlar çıkmış, acı, bir taş olup ta boğazına oturmuştu.
-Mehmet Kemal, oğlum diyebildi sadece.
Evladının cansız bedeni darağacında sallanıyordu.

Mehmet Kemal Bey 1884 yılında babasının memuriyeti dolayısıyla Beyrut’ta dünyaya gelmişti.
1908 de Mülkiyeden mezun olmuş, çeşitli yerlerde Kaymakamlık yaptıktan sonra 12 Haziran 1915’te Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine tayin olmuştu.
Bu esnada Ermeni “Taşnak” çeteleri Ruslarla savaşan Türk Ordusunu arkadan vurmakta, bölgesel katliamlar yapmaktaydılar.
Önlem olarak ordunun isteğiyle hükümet “Sevk ve İskan Kanunu” çıkarır. Böylece bir kısım Ermeniler ülkenin daha güvenli bölgelerine sevk edilirler.
Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’de her mülki amir gibi kendisine gelen bu emri uygular.

Savaş biter.
İstanbul işgal edilir.
Düşman Cadı Avı başlatır.
Sadrazam Damat Ferit Paşa zamanında, İtilaf Devletlerinin baskılarıyla Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi kurulur.
Mahkemeler tam bir hukuki rezalet şeklinde ilerlemektedir.
Bazı tanıklar sanıkların kim olduğundan bile bihaberdir.
Sonuçta Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Bey, Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey hakkında idam kararı verilir.

Boynuna yağlı urgan geçirilen Kemal Bey yüksek ve gür bir sesle haykırır :
"-Sevgili vatandaşlarım, ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki ben masumum, son sözüm bu gün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun adalet!.."
-Kahrolsun Adalet diye ortalığı yıkar hıçkırarak ağlayan ahali.
“-Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman Millet, elbette onlara bakacaktır. Vatan uğrunda cephede ölen bir insan gibi şehit gidiyorum. Allah vatan ve milletimize zeval vermesin”

-Amiiiiiiin!

Mehmet Kemal Bey’in cenazesi işgal altındaki İstanbul’un ilk protesto gösterisine dönüşür.
On binlerce insan, kadın kız , çoluk çocuk, genç yaşlı demeden, ötesini berisini, başını sonunu düşünmeden gelmiştir.
Tabutun üstüne Türk bayrağı serilir.
En önde “Şehid-i Milli Mehmet Kemal Bey” yazan bir çelenk taşınmaktadır.
Kuşdili Mezarlığına gitmek için Kadıköy Karakolunun önünden geçerlerken gönderdeki Türk Bayrağı yarıya indirilir.
Büyük Türk Milleti şehidine sahip çıkmış, onu kendi elleriyle vatan toprağına kavuşturmuştur.
Bugün 10 Nisan 1919.
Aradan geçen koca bir asra rağmen Türk Milleti bu necip evladını unutmamış, her…
Aradan geçen koca bir asra rağmen Türk Milleti bu necip evladını unutmamış, her 10 Nisan’da olduğu gibi dualarla, törenlerle Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’i anmaktadır.
Ruhu şad, mekanı Cennet olsun.
VATAN SİZLERE MİNNETTARDIR…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder