17 Nisan 2015 Cuma

Klavye farkı *

-Bir kadın bir şey diyor, erkeğin anladığı bambaşka bir şey oluyor. Çoğunlukla kadın Q klavyede “a” tuşuna basıyor ve erkekteki karşılığı “u” oluyor, kendi halinde bakıyor. Kadın “b” tuşuna basıyor, erkekten çıkan “.” Oluyor. Kadın kızıyor, erkek neden kızıldığını bile anlayamadan.
-Kadın, daha hızlı yazarsa değişeceğini umut ediyor. Daha hızlı, daha hızlı basıyortuşlara ama sonuç hep aynı. ... .. konuşuyor, dinlenilmek sadece amacı. Erkekteki cevabı hazır bir cevap oluyor hemen.
-“Sorunun ne senin?” diyor erkek “Ne istiyorsun? Her istediğini yapıyorum ama sen hala şikâyet etmedesin... ..
-Oysa “Senin sorunun ne sorusunun asla bir cvevabı yoktur. Bu bir soru da değildir. Çoğu zaman bir ithamdır ve bu soruya hiç kimse cevap olarak, teşekkür ederim, demez. Sadece kırılır, küser ve kendi içine doğru çekilir.
-Yine “klavye farkı” ortaya çıkmış, erkek ve kadın arasındaki anlaşmazlığın zeminine oturmuştur. İşte, hor görme de bu notada başlar: ithamlar, “anlayışsız” damgası vurmalar ve tarafların
birbirlerini kıyasıya eleştirmeleri.
-Sorunun çözümü için kimse sorumluluk almaz. Sadece kendisni haklı olduğunu düşnen ve karşı tarafı “zalim” kendisini “kurban”olarak kodlayan insanlar, kendilerine acımaya ve diğerini de kendi acılarının büyüklüğüne inandırmaya çalışırlar.
-Hor görmeye başlamak, kendini kurbanlaştırmak, hep savunmada kalmak bir ilişiki için en yıkıcı davranış biçimleri olarak gösterilebilir.
-Eşler beraber kavga edebiliyor ama beraber gülmiyorlarsa o ilişkinin uzun sürmeyeceğini kestirmek mümkündür. ... ..
-Evliliğinize bir bakın.
-Karşınızdakinin varlığını “olduğu gibi” ne kadar
kabul edebilyorsunuz?
-“Ondaki anlam dünyası öyle şekillenmiş” diyerek ne kadar saygı duyabiliyorsunuz?
-Eşinizin anlam dünyasını en az sizinki kadar değerli ve kabul edilebilir görüyor musunuz?
-Onun “a” olarak yazdığını, her zaman “u” olarak görmek zorunda değilsiniz ya da hep yanlış yazdığını yüzüne haykırmak.
-... ... Değişmiyorsa zorlamayın, demek ki programında yok veya bu yapı onun içn fıtri ve daha güzel olan.
-Bu demek değil ki ilikilerde hiç değişme olmadan yaşayıp gideceğiz. Erkek kadına, kadın erkeğe ve mayınlı noktalara basmadan devam edecekler. Dünyadan, geldikleri gibi gideceler.
-Elbette, değişim kaçınılmaz. Ama burada sorun, kimin ne kadar ve ne yönde gelişip değişeceği. Ve değişimin ne yönde ve ne sürede olacağı sorusudur.
-Sevdiğimiz insanın farklı bir algılama dünyası olduğunu kabul edebilme gerçeği...
-İyi bir ilişiki yolu bulabilenler, bu yolu inşaa edebilenler ancak bu dünyada mutluluğu yakalayabiliyorlar.
-Diğerleri ise konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar ama anlaşamıyorlar. Çünkü dilleri ve kelimelere yükledikleri anlamlar farklı. Zahmet edip de sevdikleri adamın/kadının nelerden hoşlandığını, nelerden hoşlanmadığını anlama gereği duymuyorlar.
-Eleştiriyorla ama kendilerini değil, karşılarındakini.


-aşağılamaktan, alaycı isimler takmaktan-

Hor görmekten, hoş görmeye vakitleri kalmıyor.
-Ve sessizce uzaklaşırken nefretin doldurduğu kalpler, adliye koridorlarında farklı klavyelerden çıkan harflerle birbirlerine anlatamadıkları dertlerini soğuk mahkemelerde yargıçlara anlatmaya çalışıyorlar, anlaşılmayı umarak.

*Haz ve Hız Çağında İlişkiler - Nazlı Özburun

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder