Neştere Kelepçe Takılırsa, Makası Kader Tutar
“Tıp matematik değildir.”
Aslında bütün mesele bu tek cümlede saklıdır.
Çünkü matematikte 2+2=4 eder.
Tıpta ise aynı ameliyatı aynı teknikle, aynı cihazla, aynı ilaçlarla yaptığınız
“Tıp matematik değildir.”
Aslında bütün mesele bu tek cümlede saklıdır.
Çünkü matematikte 2+2=4 eder.
Tıpta ise aynı ameliyatı aynı teknikle, aynı cihazla, aynı ilaçlarla yaptığınız
İnsan bedeni, laboratuvar camı değildir. Her şeyi önceden hesaplanabilen kusursuz bir makine hiç değildir. Bazen bütün
Tarihte deniz güçleri kıta güçlerine karşı her zaman avantajlı olmuştur. Deniz güçleri üreterek, deniz ticareti yaparak, deniz ticaret yollarını kontrol ederek ve kıta güçlerinin denizlere açılımını dar boğazlarda engelleyerek güçlenmiş ve zenginleşmiştir. Atlantik ve Pasifik okyanusları ile çevrelenen ABD’nin jeopolitik karakteri, ada devleti gibi davranışı ile refahını ve güvenliğini denizaşırı coğrafyalarda araması ile oluşmuştur. ABD deniz gücüdür. ABD’nin zenginleşmesi, güçlenmesi ve küresel liderliğe yükselmesi üreterek ve deniz ticareti yaparak gerçekleşmiştir.
MAHAN’IN ‘DENİZ GÜCÜ TEORİSİ’
ABD’nin refaha erişmesinde, güçlenmesinde ve küresel liderliğe yükselmesinde Amiral Alfred Thayer Mahan’ın (1840-1914) jeopolitik teorisinin önemli etkileri olmuştur. Mahan, 1890’da yayımlanan “Deniz Gücünün Tarih Üzerindeki Etkisi’’ adlı kitabında, deniz gücünü ulusal refahın ve küresel etkinliğin kilit unsuru olarak tanımlamıştır. Mahan’a göre deniz gücü, ülkenin zenginleşmesinin ve küresel güce dönüşmesinin temelini oluşturur. Deniz gücü ABD, refahını ve güvenliğini, güçlü üretim kapasitesi, deniz ticareti, güçlü deniz ticaret filosu ve deniz ticaret yollarının kontrolünü sağlayan güçlü donanması ile gerçekleştirmiştir. Açık
08 Nisan 2026 tarihinde Kırgızistan Savunma Bakanı Ruslan Mukambetov, Türk Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile görüştü.
Bakanlığın açıklamasına göre, toplantıda taraflar askeri eğitim alanındaki ikili iş birliğinin güncel konularını ele aldılar.
Eskiden kendimize
[Resim 150.jpg]
Geleneksel düz haritalar gerçeği çarpıtıyor. Bir küre üzerinde, Rusya ile Kuzey Amerika arasındaki en kısa mesafe Atlantik veya Pasifik Okyanusu üzerinden değil, doğrudan Arktik üzerinden geçiyor. Arktik Dairenin ( veya Kuzey Kutup Dairesinin) yaklaşık yarısı Rusys topraklarında yer alıyor ve Rusya'dan Kuzey Amerika'ya, Kuzey Amerikadan Rusya ya en kısa, kestirme, doğrudan Balistik Füze, Bombardıman Uçağı ve Hipersonik Füze süzülme yolları kutup bölgesinden geçiyor.
Grönland tam olarak bu rotaların altında yer alıyor. Bu coğrafya, Grönland'ı stratejik bir erken uyarı ve önleme noktası haline getiriyor. Soğuk Savaş sırasında ABD bunu açıkça anlamıştı; bu nedenle, özellikle füze tespiti ve uzay gözetimi için inşa edilen Thule Hava Üssü (şimdi Pituffik Uzay Üssü) kuruldu. Bu mantık ortadan kalkmadı; daha da yoğunlaştı. Hipersonik silahlar tepki sürelerini kısaltarak, Arktik'te ileri radar, izleme ve uzay alanı farkındalığını her zamankinden daha değerli hale getiriyor. Buna "yeni Grönland anlaşması" demek aslında iklim veya ekonomiyle ilgili değil; sert coğrafya ve sert güçle ilgili. Grönland üzerinde kontrol, erişim veya etki sahibi olmak, Arktik hava sahası, denizaltı kabloları, füze savunma mimarisi ve gelecekteki uzay tabanlı sistemler üzerinde de etki sahibi olmak anlamına gelir. Buzlar eridikçe ve Arktik daha elverişli hale geldikçe, Grönland sadece bir tampon bölge değil, aynı zamanda bir geçit haline gelir. Bu nedenle, Grönland aniden küresel ilgi odağı haline geldiğinde, bu rastgele bir durum değildir.
Düzlemsel Dünya haritası insanları yanıltmaktadır ancak küre asla yalan söylemez.
[Resim 151.jpg]
Tabii ki. Benim burda ilgi odağım füze yolu idi. Daha neler var neler..
Bir de balistik füzelerle ilgili bir yazım var. Onu da aşağıda gönderiyorum.
Balistik Füzeler
Kısa Menzilli Balistik Füzeler - SRBM, Short Range Ballistic Missiles:
0-1000 km menzil, 100-300 km irtifa
Orta Menzilli Balistik Füzeler - MRBM, Medium Range Ballistic Missiles
1000-3500 km menzil, 300-800 km irtifa
Ara Orta Menzil Balistik Füzeler- IRBM, Intermediate Range Ballistic Missiles
3500-5500 km menzil, 850-1200 km irtifa
Kıtalararası Balistik Füzeler- ICBM, Intercontinental Ballistic Missiles
5500 km üzeri menzil, 1500-3000km irtifa
Genel
İrtifa yükseldikçe ( atmosfer içinde iken) havanın yoğunluğu büyük oranda düşer. Örneğin Ağrı Dağı yüksekliğinde hava yoğunluğu; deniz seviyesine göre % 50 oranında, Everest yüksekliğinde % 25-30 civarındadır. Bu durumda balistik füzelerin hemen hemen tamamı çok düşük hava yoğunluğu ortamı…
Balistik Füzeler
Kısa Menzilli Balistik Füzeler - SRBM, Short Range Ballistic Missiles:
0-1000 km menzil, 100-300 km irtifa
Orta Menzilli Balistik Füzeler - MRBM, Medium Range Ballistic Missiles
1000-3500 km menzil, 300-800 km irtifa
Ara Orta Menzil Balistik Füzeler- IRBM, Intermediate Range Ballistic Missiles
3500-5500 km menzil, 850-1200 km irtifa
Kıtalararası Balistik Füzeler- ICBM, Intercontinental Ballistic Missiles
5500 km üzeri menzil, 1500-3000km irtifa
Zayıf Tarafları:
Karadan, Satıhtan atılan bütün füzelerin en zayıf oldukları zaman ateşlenmeyi takip eden yüksek irtifaya tırmanma (Climb, Ascend, vb) sürecidir. Bu süreçte füze ; radyo frekans radarlarından, optik termal sensörlerden, dopler radarlardan ve bu gibi sensörlerden rahatlıkla tespit edilirler. Daha ve en önemlisi de füze bu safhada henüz korunaklı yüksek irtifalarda değil ve sonraki safhalarına göre oldukça düşük sürattedir.
Tonlarca ağırlığı yukarılara çıkarma çabasındadır. Balistik füzeleri bu safhada vurarak etkisizleştirmek daha kolaydır. Yakın bölgeye konuşlandırılan THAAD, Aegis SM-3, Patriot PAK-3 , S-500 ve daha tam bilgi sahibi olmadığımız füzelerle vurulma imkanı vardır. Ancak her şey zamana, ani reaksiyona bağlıdır. Onun için muhtemel balistik füze ateşlenme bölgelerine yakın yerlerde ( örn: Kürecik, Katar gibi) erken teşhis ve tespit için (Early Warning-Erken İkaz) güçlü radar mevzileriniz, sistemleriniz hayati önem taşır. Daha sonra da gene yakın yerlerde ateşlenmeye hazır hava savunma füze sistemlerine ihtiyaç vardır.
İran özelinde Türkiye ve Körfez ülkelerindeki "Radar Tesisleri" hayatidir. Önleme için de gene bu yakın çevrelere hava savunma füzelerinin konuşlandırılması çok önemlidir. Türkiye özeline gelirsek ABD için Türkiyenin doğu bölgesinde THAAD ve benzeri füze savunma sistemi oldukça faydalı olurdu. Ancak, İran balistik füzelerini vurmak için Irak toprakları daha verimli, etkili olacaktır. Ayrıca, İskenderun Körfezi ve Trabzon-Rize civarlarında Karadeniz üzerinde SM-3 ve benzeri füzeler fırlatabilen gemiler olması da ilave destek tedbiridir.
Aynı durum Grönland için de geçerlidir. Rusya ile Kuzey Amerika arasında Rusya ya en yakın bölgedir.
Bu füzeleri Terminal dediğimiz son yaklaşma safhasında çok yüksek hızları ve buna ilaveten manevralı dalış karakterleri nedeniyle vurmak, önlemek hemen hemen imkansızdır.
Artık, bildiğiniz bütün duaları etmenizi öneririm. 😞
Fakat, inşasından sonraki 100 yılda Çinliler 3 misli daha fazla işgale uğradılar.
Düşman piyade askerlerinin, hiçbir zaman duvara tırmanma ya da duvara dahletmeye ihtiyaçları olmadı.
Çünkü, her zaman muhafızlara rüşvet verdiler ve kapılardan girdiler.
Çinliler yüksek ve kalın duvar inşa etmişlerdi; fakat duvar muhafızlarının karakterlerini inşa edememişlerdi.
Netice olarak, insan karakterini inşa etmek farklı ve önemli...
Her şeyin inşasından önce gelir.
Yeni neslin bugünkü ihtiyacı işte budur.
Bir oryantalistin dediği gibi; “Eğer bir milletin medeniyetini tahrip etmek istiyorsanız 3 yol var;
* Aile yapısını tahrip edin.
* Eğitim sistemini tahrip edin.
* Rol modellerini ve referanslarını küçümseyin, alçaltın.”
Aileyi tahrip etmek için; anneliği küçümseyin ve alçaltın.
Eğitim sistemini tahrip etmek için; eğitimcilere, öğretmenlere önem vermeyin ve toplumdaki itibarlarını düşürün ki, öğrencileri onları hakir görsün, küçümsesin.
Rol modellerin itibarını küçültün.
Alimlerin ve bilim adamlarının sinsice mahvına çalışın, ta ki
HİÇ ASKER DÖVDÜN MÜ?
Emekli olup memleketime (Baba Ocağıma) yerleştikten sonra, eski dostlarla görüşmeye başladım; çocukluk arkadaşlarım, ilkokul arkadaşlarım, akrabalarım vb.
Hemen hemen hepsi benim gibi 60 lı yaşlarında. Bir çoğu
1. Osmanlı Bir Günde Çökmedi: 100 Yıllık Bir Krizin Asıl Sebebi
Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü, genellikle son birkaç yıla sıkıştırılan ani bir olay gibi anlatılır. Oysa gerçekte bu, 1798'de Napolyon'un Mısır'ı işgaliyle başlayan yaklaşık 100 yıllık sancılı bir sürecin sonucuydu. Prof. Saygılı'ya göre, meselenin kökeninde askeri yenilgilerden çok daha derin bir sorun yatıyordu: devletin her kademesinde, ordudan mülki idareye kadar günün ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte ve sayıda yetişmiş kadro eksikliği.
Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri
Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan "Türkiye'nin Milliyetçilik Haritası" başlıklı kamuoyu araştırması, Türkiye'nin mevcut