25 Temmuz 2026 Cumartesi

Tıp matematik değildir

 


Neştere Kelepçe Takılırsa, Makası Kader Tutar

“Tıp matematik değildir.”

Aslında bütün mesele bu tek cümlede saklıdır.

Çünkü matematikte 2+2=4 eder.

Tıpta ise aynı ameliyatı aynı teknikle, aynı cihazla, aynı ilaçlarla yaptığınız

iki hastadan biri ertesi gün yürüyerek taburcu olur, diğeri beklenmedik bir komplikasyon geliştirir.

İnsan bedeni Excel tablosu değildir.

“Enter” tuşuna basınca aynı sonucu veren bir yazılım hiç değildir.

Her insan, milyarlarca hücrenin yazdığı benzersiz bir romandır.

Bazı sayfaları doktor da okuyabilir…

Bazı sayfaları ise yalnızca hayat yazar.


Bugün bazı insanlar tıbbı, otomobil servisi zannediyor.

Yağ değişti mi?

Değişti.

Parça takıldı mı?

Takıldı.

O zaman neden motor bozuldu?

Çünkü insan Toyota değildir.

Yedek parçası katalogdan sipariş edilmez.

Garanti belgesi de fabrikadan verilmez.


Komplikasyon…

Tıbbın en yanlış anlaşılan kelimesi.

Sanki doktorların uydurduğu sihirli bir kaçış cümlesi gibi görülüyor.

Oysa komplikasyon;

Pilotun türbülansa yakalanması gibidir.

Kaptan denizi ortadan ikiye ayıramadığı için geminin dalga görmesi gibidir.

İtfaiyecinin ateşin sıcak olmasına şaşırmaması gibidir.

Risk, yapılan işin doğasında vardır.

Cerrahi; satranç değildir.

Cerrahi, bazen satranç taşlarının da canının olduğu tek oyundur.


Elbette hata olur.

İhmal olur.

Yanlış olur.

Bunun hesabını hukuk soracaktır.

Sormalıdır da.

Fakat hukuk da kendi hukukuna uymalıdır.

Aksi halde adalet terazisi, öfke kantarına dönüşür.

Ve kantarla vicdan tartılmaz.



Bir hekimin daha bilirkişi raporu olmadan, bilimsel değerlendirme yapılmadan, kusur ortaya konmadan suçlu ilan edilmesi…

Ormanda ilk ağacı kesmeye benzer.

Kimse ses çıkarmaz.

Çünkü sadece bir ağaç gitmiştir.

Sonra ikinci…

Sonra üçüncü…


Bir gün herkes gölge aramaya başlar.

Ama artık orman kalmamıştır.


Hekim korkarsa ne olur?

Riskli hastaya dokunmaz.

“Başka merkeze sevk edelim.”

“Üniversiteye gitsin.”

“Ben alamam.”

Bu cümleler çoğalmaya başlar.

Sonra vatandaş kızar.

“Doktor niye bakmıyor?”

Çünkü yıllarca kahraman olmasını istediğiniz insanı, ilk kötü sonuçta sanık sandalyesine oturttunuz.

Kim kahraman olmak ister?

Ödülü alkış…

Cezası kelepçe olan bir mesleğe kim gönüllü olur?



Bugün kadın doğum…

Yarın beyin cerrahisi…

Sonra kalp damar…

En sonunda acil servis…

Derken geriye yalnızca bina kalır.

Koridorlar pırıl pırıldır.

MR cihazı çalışıyordur.

Robotik cerrahi sistemi milyonlarca liraya alınmıştır.

Fakat robotun başında insan yoktur.

Çünkü korku, en pahalı sağlık personelidir.

Bir kez işe girerse kimse onu emekli edemez.


Bazıları zannediyor ki doktorlar dokunulmazlık istiyor.

Hayır.

Doktorlar yalnızca şunu söylüyor:

“Önce bilim konuşsun.”

Sonra bilirkişi…

Sonra hukuk…

En son gerekiyorsa ceza…

Medeniyet dediğimiz şey tam olarak budur.

Sıralamanın korunması.



Bugün öfke ile verilen her karar…

Yarın ambulans sireni olarak geri döner.

Çünkü doktor yetiştirmek on beş yıl sürer.

Doktor kaçırmak ise bir manşet kadar kısa sürer.


Mitolojide Asklepios’un elinde bir asa vardı.

Bugün o asanın etrafındaki yılan hâlâ tıbbın sembolüdür.

Ama biz böyle devam edersek…

Yakında o asanın etrafına bir de kelepçe resmi çizmek gerekecek.

Belki yeni sağlık logosu bu olur.

Altına da şu yazılır:

“Komplikasyon yasaktır.”

Ne kadar absürt değil mi?

İşte tıbbın doğasını inkâr etmek de tam bu kadar absürttür.



Hekimler ayrıcalık istemiyor.

Kimse kanundan üstün değildir.

Ama hiç kimse de kanunun altına itilmemelidir.

Çünkü hukuk, öfkenin değil; aklın mesleğidir.

Tıp ise mucizenin değil; olasılıkların sanatıdır.

Bu iki gerçeği birbirine düşman ederseniz…

Kaybeden yalnızca doktor olmaz.

Kaybeden, bir gece yarısı kapısını çalacağı hastanede, ameliyat masasına uzanacak olan hepimiz oluruz.

Ve o gün şu soruyu sormak zorunda kalırız:

“Doktorlar nereye gitti?”

Cevap acı olacaktır:

“Biz onları korkuttuk.”

Neştere vurulan her kelepçe, eninde sonunda hastanın nabzına kilit olur.

ALINTIDIR

Ve bu yazıdaki en anlamlı cümle 

’’ödülü alkış, cezası kelepçe olan bir mesleğe kim gönüllü olur?’’


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder