3 Ocak 2014 Cuma

Milli Güvenlik Kurulu*

Milli Güvenlik Kurulu, 1961 Anayasa’sının ve düşünce ortamının bir ürünüdür. Sivil hükümetlerle
 ordu arasında irtibatı sağlamak amacıyla geliştirilmiş, ancak zamanla ordunun gözetim görevini artırarak sistem içindeki ağırlığını yükseltmiş ve siyasi özerkliğini güçlendiren bir kurum haline gelmiştir. … .. .. İkinci Dünya Savaşı … .. .. Savaş sırasında yaşanılan karışıklıklar
 ve savaş yönetiminin politika ile askerlik biliminin kesiştiği bir alanı oluşturması, ülkelerin kendi hukuk sistemlerinde düzenlemeler yaparak

1 Ocak 2014 Çarşamba

12 Mart ve 12 Mart etkileri*

… … .. 27 Mayıs’tan sonra ordu hiyerarşisi ve disiplininde ortaya çıkan bozulmayı yeniden tesis etme amacıyla başlayan, ancak, sonuçları itibarıyla hem ordunun kurumsal ve siyasi özerkliğini artıran hem de sistem içindeki rolünde değişime neden olan hukuksal düzenlemeler, tasfiye
olgusu, sosyo-ekonomik ve ideolojik süreçler yaşanacaktır.
… … 1963’lerde başlayan ve bir anlamıyla hiyerarşinin sağlanması anlamına gelen ordunun tavanı ile tabanı arasındaki birliktelik 1960’ların sonlarında tekrar bozulmuştur. Bu nedenle

Liyakat-Sadakat

Doğan Akyazın kitabında* vurgu yapılan; Modern bürokratik askeri yapıda, kişisel arkadaşlıklar ve aile bağları ya da devre ve sınıf arkadaşlıkları gibi ölçütler veya gelmiş olduğu sosyal sınıf ve yerel kimlikler gibi doğuştan sahip olunan özellikler önemli değildir. Ancak özellikle askeri müdahaleleler döneminde ve politize olmuş ordularda, bu gibi partikülaristik kriterlerin önem
kazanması, hiyerarşik sistemin bozulması ve disiplin zafiyetinin ortaya çıkması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bozulan sistemin yeniden

12 Mart öncesi müdahale tartışmaları ve sonrası*

 
… … Bu seferki ihtilal 27 Mayıs’a benzemez, 1917 Rus İhtilaline benzer …. …  Demirel, 27 Mayıs’ta Adnan Menderes’in, Tağmaç ise Genelkurmay Başkanı Rüşdü Erdelhun’un durumuna düşmek istemiyordu: isimli, cisimli, örgütlü, teşkilatlı ihtilal hazırlıklarının üstüne kimse gitmek istemiyordu. Cumhurbaşkanı “inşallah bir şey olmaz” tutumu içindeydi.
…. Genç denizci subaylar anıtlara çelenkler koyarak gösterilerde bulunuyor, siyasi içerikli bildiriler yayımlayabiliyordu. …

Askeri Müdahalelerin Orduya Etkisi – Doğan Akyaz x*

… … Cunta mensupları Ankara ve İstanbul’da yaptıkları çeşitli toplantılarda .. .. … bundan sonra cunta üyelerinin temas kuracakları ve sızacakları yerler tespit edilmiştir. Buna göre askerler ve asker orijinli üyeler askeri birliklere çengel atarak, sivil üyeler ise yurt çapında legal kuruluşlara ve mümkün olduğu oranda yine subaylara nüfuz ederek örgütü genişleteceklerdi. Devrimci gücün asker kanadı daha çok genç subaylardan oluşacaktı. Özellikle askeri okul öğrencileri ile en üst düzeyde yüzbaşı rütbesindeki subaylar

Zinde Kuvvetler*

 
… … 27 Mayıs’tan sonra yapılan ilk seçimlerle birlikte doğan hoşnutsuzluk ortamında müdahale yanlısı radikal subaylar … … parlamenter rejim ile işlerin düzelmeyeceğini ileri süren Aydemir’i darbeye götüren olaylar zinciri … … … … ...’in başını çektiği aydınlar, ordu, üniversite,
bürokrasi içindeki bazı dinamik unsurların topluma yön vermesinden yanaydılar. Bu unsurlara “zinde kuvvetler” denmesi o yıllarda moda oldu.      … Topluma bazı reformları yukarıdan müdahaleyle

Askeri Müdahalelerin Orduya Etkisi – Doğan Akyaz vııı*

… … 27 Mayıs sonrası askeri rejimden sivil rejime geçiş döneminde ….. temelde iki tez …..Birinci görüşe göre, Türkiye’nin sosyal yapısı Batılı anlamda bir demokrasinin sağlıklı işlemesine elverişli değildi. Bu nedenle ekonomik ve siyasi meselelerin çözümünde Batılı
 siyasal modellere körü körüne bağlı kalınmamalı, jakoben gelenek sürdürülmeliydi. Jön Türkler- İttihat ve Terakki - Müdafa-i Hukuk – CHP çizgisinde yürüyen bu görüş mensupları radikal bir tek parti rejimini amaçlıyordu. Prens Sabahattin ile