25 Haziran 2016 Cumartesi

sevgi & duygusal boyut *

... .. Cinselliğin vereceği tatmini elde etmek için kadının erkeğe, erkeğin kadına ihtiyacı kesin. Ancak, bunun “sevgi”olmaksızın gerçekleşmesi de, maksadı hasıl etmek için yeterli görülmüyor. Karşı cinsle ilgili “duygusal tatmin” cinselliğin çok üstünde bir ihtiyaç. ... ..

sevgi & duygusal boyut *

... .. Cinselliğin vereceği tatmini elde etmek için kadının erkeğe, erkeğin kadına ihtiyacı kesin. Ancak, bunun “sevgi”olmaksızın gerçekleşmesi de, maksadı hasıl etmek için yeterli görülmüyor. Karşı cinsle ilgili “duygusal tatmin” cinselliğin çok üstünde bir ihtiyaç. ... ..

24 Haziran 2016 Cuma

evliliklerde tehlikeli dönemeçler *

Kişilikleri, geçmişleri, beklentileri, ihtiyaçları farklı iki kişi… Farklı ailelerde, farklı şekillerde yetişmiş ya da yetiştirilmişlerdir. Bir gün bir yerde tanışır ya da tanıştırılırlar... Tam bekledikleri, hayalini kurdukları, hep arzu ettikleri kişiyi bulduklarına inanır ya da inandırılırlar… “Pembe panjurlu evlerinde bir yastıkta, mutlu ve mesut kocama” zamanları gelmiştir. Birbirlerini seviyorlardır. Bir aradayken mutlulardır. Ve bu hep böyle devam edecektir; iyi günde ve kötü günde, ölüm onları ayırana dek birlikte ve mutlu olacaklardır; tıpkı filmlerdeki gibi…
Her zaman bu kadar romantik ideallerle başlamasa da kişiler her zaman belirli amaç ve hedeflerle evlenir; seven, güvenilir, sadık bir insanla yalnızlığını, yaşamını, ilgilerini ve zorluklarını paylaşmak, aile kurmak ve çocuk sahibi olmak gibi. Herkes önce mutlu olmayı bekleyerek, en azından umut ederek evlenir. Ancak her evlilikte problemli ve çatışmalı dönemler olur. Bu dönemler bazen çiftleri mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürükleyebilir. Aslında içinde yaşarken çözümsüz gibi algılanabilen bu dönemlerin zamanında fark edilmesi ve uygun şekilde çözülmesi evliliğin sağlıklı şekilde devam edebilmesine, eşlerin ve çocuklarının psikolojik ve fizyolojik sağlığının korunmasına yardımcı olur.
... ..
Evlilik ilişkisinde sorun yaşanabilecek dönemlerin hangileri olduğu aşağı yukarı bilinir. Bu dönemler “evlilik gelişiminde kritik yıllar” ve “yaşamsal değişimler ve krizler” olarak iki ana grupta toplanabilir:
1. Evlilik gelişiminde kritik yıllar:
Tıpkı bireyin gelişimi (ana rahmi, bebeklik, ergenlik, yetişkinlik, yaşlılık, vs.) gibi ilişkilerin de geçtiği çeşitli gelişim evreleri vardır. İlişkilerde yaşanan her gelişim evresi belli değişimleri ve üstesinden gelinmesi gereken problemleri de beraberinde getirir. Her evlilikte gözlenebilecek bu problemli dönemler sağlıklı bir şekilde çözülebildiğinde evliliğin mutlu ve huzurlu bir şekilde devam edebilmesi de mümkün olur.
... ..
(a) Evliliğin ilk iki-üç yılında kişilerin evlilik öncesine ait alışkanlıklarını ve ilişkilerini yeniden gözden geçirmeleri, değiştirebilmeleri, düzenlemeleri ve bu düzenlemeler üzerinde karşılıklı fikir birliğine varmaları beklenir. Örneğin sosyal yaşantı, aile ve arkadaşlarla ilişkiler, cinsel yaşantı, maddi konular, iş yaşantısı, ev işleri, evin düzeni, rol paylaşımı, işbölümü, vs. Bu düzenlemelerin yapıldığı esnada eşler arasında pek çok tartışma, sıkıntı ve soruna rastlanır.
(b) hamilelik ve doğumu takip eden iki yıl,
Evliliği takip eden ilk üç yılda bir başka problem alanı da çocuk sahibi olmaya dair düşüncelerle başlar. Bu noktada bazı çiftler ilişkilerinde sorunlar olduğu için çocuk sahibi olmamaya ya da ayrılmaya karar verirler. Nitekim ülkemizde boşanma oranları özellikle evliliğin ilk beş yılında ve çocuksuz çiftlerde artmaktadır. Bununla birlikte maalesef bazı çiftler evlilikteki sorunları çözebilmesi amacıyla çocuk sahibi olma kararı alırlar. ... ..
Doğumu takip eden ilk iki yıl ev yaşantısında, evlilik ilişkisinde ve eşlerin aileleriyle ilişkilerinde zorunlu düzenlemeleri ve değişimleri talep eder.   Dolayısıyla evliliğin ilk üç yılında gözlenen problemlerini başarıyla çözmüş çiftler dahi hamilelik ve doğumla birlikte ilişkilerinde sorun yaşayabilecekleri yeni durumlarla karşılaşırlar.
(c) çocuğun okul öncesi yılları ve ilkokula başladığı yıllar,
Çocukların okul öncesi yaşlarında bir yandan evlilik ilişkisinin korunması ve beslenmesi gerekirken diğer yandan iş ve ev yaşantısının çocuğun gelişimini destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir. İkinci çocuk kararı genellikle bu yıllarda verilir. Okul yıllarının başlangıcında çocukların sorunları da talepleri de dallanıp budaklanmaya başlar. Bütün bunlar ev, iş, evlilik ve sosyal yaşantının bir kez daha düzenlenmesi ihtiyacına ve çeşitli sorunlara yol açar.
(d) çocuğun ergenliğe geçtiği yıllar,
Çocuklar ergenliğe girdiklerinde bir yandan kendileri hızlı bir değişim içine girerken diğer yandan aile hayatı için de zorunlu bir değişimi talep ederler. Stresli bir dönem geçiren ergen, ailesi için de stresli anlar yaşatır. Bu da çoğunlukla karı-kocanın ilişkisinde belirli oranda strese yol açar.
(e)Çocukların evden uzaklaşması veya ayrılması: Çocukların gelişimi ve büyümesi esnasında karı-kocanın hayatı çocuklar için ve çocuklara göre planlanır ve hayat sürekli bir koşuşturmaca içinde akar.  Çocukların okumak, evlenmek veya kendi başına yaşamak amacıyla evden ayrılmasıyla birlikte eşler yeniden baş başa kalırlar. Bu noktada yeni bir evlilik başlar. Farklı bir yerden başlayamayan ve yeniden yapılanmayla devam edemeyen çiftler çözümü fazlaca tartışmakta veya boşanmakta bulabilirler. Evliliğin ilk üç-beş yılı içinde gerçekleşenlerden sonra, dünyadaki boşanma oranları da en sık olarak çocukların evden ayrılma yıllarına denk düşer. 
... ..
Evlilik Sorunlarının Çözümünde Neler Yapılabilir?
... ..     Evliliklerin sağlıklı yürüyebilmesi için:
... ..     Problemleri “yokmuş” gibi yaşamayı seçmek yerine zamanında fark edip anlamaya ve çözmeye çalışmaları ve
... .. Sorunlarını ilişki içinde çözemediklerini fark ettiklerinde bir uzmandan yardım alabilme ve en mahrem olanları konuşabilme cesaretini gösterebilmeleri gereklidir.
Bu şekilde bir ilişki sağlanabildiği taktirde evlilikte problemler yaşansa da,  EVLİLİKTE YAŞANMASI DOĞAL OLAN SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELEBİLMEK EVLİLİĞİN GÜÇLENMESİNE, EŞLERİN EVLİLİK İLİŞKİSİ İÇİNDE VE EVLİLİKLE BİRLİKTE OLGUNLAŞABİLMELERİNE, GELİŞEBİLMELERİNE YARDIMCI OLUR. 
Kişilerarası ilişkilerin en karmaşık olanlarından biri evliliktir. Günlük hayatın akışına ayak uydurup yaşarken, evliliğin sorunlu ya da sorunsuz olduğunu anlayabilmek bile çiftler için çok güçleşebilir. Çoğunlukla eşlerden biri sorun olduğu konusunda, diğeri ise sorun olmadığı konusunda ısrarcı olur. Bazen eşlerden biri sorunları açıkça ifade ederken, diğeri içine kapanır. Bazı durumlarda, bir eş yaşadığı kızgınlığı ve hayal kırıklığını karşısındakine aktarmaya uğraşırken, diğeri anladığını ifade etse de hiç anlamamış gibi davranmaya devam eder. Bazı kişiler evliliklerinde yoksun kaldıklarını düşündükleri açıkları, başka ilişkilerde, işlerinde, çocuklarında kapatmaya çalışır. Aslında eşlerden biri bu şekilde duygusal yoksunluğunun üstesinden gelmeye çalışırken diğer eş de eşinin uzaklaştığının farkındadır. Bu durumda eşlerin ikisi de sorun olmadığı konusunda birbirlerini kandırıyor, hem kendilerini hem de eşlerini aldatıyor olurlar. Yani eşler sorun yokmuşçasına yaşamayı devam ettirirler; sorunlu ilişkilerini çözmeyi ya da ilişkileri bitirmeyi çeşitli nedenlerle göze alamazlar.
Sorunları zamanında fark edebilmek ve karşılıklı çözüm arayışına girebilmek sabır, güven, zaman ve özene bağlıdır. Her şeyin ötesinde çiftlerin yanındaki insanla birlikte yaşamlarını devam ettirmeye isteklerinin olması, onunla mutlu olacaklarına inanmaları ve değişimi göze alabilmeleri gerekir. Paulo Coelho’nun Zahir’de belirttiği gibi, aslında “iki farklı tabiattan aşk doğmuştur. Çelişki varsa aşk güçlenerek büyür. Meydan okuma ve değişim söz konusu olduğunda aşk korunur” (s. 96).    

*Yazının tamamı için ;   http://www.secilozbeklik.net/
SEÇİL ÖZBEKLİK   Uzman Psikolojik Danışman Bu makale Çocuğum ve Ben Dergisi Kasım 2006 sayısında yer almıştır.

18 Haziran 2016 Cumartesi

Evlilik Sadakası *

İnsanı iyileştiren en temel şeyin başkasına iyilik etmek olduğunu düşünürüm ben. Birinin ihtiyacını gidermek, yaralarına merhem olmak, ağlayan bir kalbin gülebildiğini görmek muhatabımızla birlikte bize de huzur verir. Modern dünya bencilliğinin ve bireyselciliğinin bunu anlaması zordur elbette ama  umudu tükenen kalplerin ısıtıcısıdır iyilikte bulunmak.
Biz insana dair pek çok erdemi, dini yükümlülükleri  ötekiler üzerinden bir sorumluluk adderiz. Başkalarına yaptığımız şeylerin makbul olduğuna inanırız. O sebeple ev

14 Haziran 2016 Salı

Cinsellikte erkeklerin yaptığı hatalar *

Evlilik çatısı altında bir arada yaşayan kadın ve erkek, bedensel ve ruhsal olarak da birbirlerinden farklıdır. Erkeklik hormonu olan testosteronun ve kadınlık hormonu olan ösrtojenin dilleri de cinsel yaşama özgü tutumlarında derin ve anlaşılması gereken şekilde farklıdır. Kadınlar sevgiden, aşktan, yoğun romantizmden hoşlanırken, erkekler erotizmden, cinsel performanstan takdir

Eşler arasındaki utangaçlık *

Cinsel işlev bozukluğu yaşayan insanlara bakıldığı zaman utanma duygusunun en belirgin duygu olduğunu gözlemleriz. Utanma duygusu engelleyicidir. Suçluluk ve günahkârlık duyguları da aynı utanma duygusu gibi anti-afrodizyaktır. ... ..  
... .. Bastırılan duygular cinselliğin düşmanıdır. Bastırma savunma mekanizması kişiyi rahatsız eden tüm dürtü, duygu ve deneyimlerin bilinçdışına itilmesi, orada tutulmasıdır ve kişinin kendini bilinçdışı olarak bir şekilde

Kadını cinsellikten soğutan erkek davranışları *

... .. Evliliğin ilk yıllarında daha özenli ve bakımlı olan erkeğin, hijyenik temizliğine ve kişisel bakımına eskisi kadar önem vermemesi kadının bundan rahatsızlık duymasına neden olabilir. ... .. Bununla birlikte özensizlik davranışlara da yansımış ise ... ..  Bu nedenle evliliğin ilerleyen yıllarında şartları ne olursa olsun, kadın da erkek de ilgiyi ve saygıyı canlı tutmak zorundadır.
... ..  Erkek kendi dünya algısını baskı kurarak kadına kabul ettirmeye çabalarsa sonunda iki dünya çarpışır. Baskı sürerse, kadın kesinlikle psikolojik tepkisini ortaya koyar ve zamanla soğuyabilir.
... ..  erkek iltifat